250+ Doküman · Tamamı Ücretsiz
Bizi takip edin:
İndir

Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı – Aysel Kılıç

27 Ocak 2026 Fizik Konu Anlatımları

Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı eseri Aysel Kılıç’ın kaleminden Munzur Dağları’ndaki doğa kıyımına dair sarsıcı bir deneme.

MUNZUR DAĞLARINDA YÜREĞİM ASILDI

Bizim doğduğumuz topraklarda ateşe su dökülmez! Günahtır: Suyun canı acır bu yüzden ateş toprağa gömülür. Biz ağaçları da kutsal biliriz, taşı toprağı da.

Ağaçlarımızı yakıyorsunuz ya. Hani meşelerimizi sadece onları yakmıyorsunuz, umutlarımızı yakıyorsunuz mu, diyeceğimi sandınız? Asla! Umutlarımız hiç yok olmadı..! Ağaçlarımızı yakarken, onların üzerinde yaşayan börtü böceği, gölgesinde boy veren çiçeği, mantarı, sincapları, tavşanları, tilkileri, kelebekleri, sakız yaptığımız kengerleri, kuşları ve de sayısız mikro organizmayı da yakıyorsunuz.

Bizim doğduğumuz topraklarda ateşe su dökülmez! Günahtır: Suyun canı acır bu yüzden ateş toprağa gömülür. Biz ağaçları da kutsal biliriz, taşı toprağı da. İnanmayacaksınız belki; ama teyzem, hasta olan oğlunun iyileşmesi için bir kayaya gözlerimin önünde yalvardı. Bir duvarın içindeki tahta kirişe adaklar sundu. Kurban kestik, kanını alnımıza sürdü. “yer gök şahidim olsun ki” diye dualar etti. Teyzemin oğlu öldü gerçi; ama inanın ki böyle yaptık.

Küçükken bir ağacın dalını kırmıştım, teyzem günah! dedi. Hemen öptüm ağacın gövdesini özürler diledim. Ağacın benim gibi doğadaki bir canlı olduğunu ona göre ayrıcalığımın olmadığını o günden beri bilirim. Siz yakıyorsunuz, biz söndürmek için su dökemiyoruz.

Teyzemin dizinin dibinde yattığım bahçede bir ceviz ağacı vardı. Gövdesine bakarak bir sürü figür bulur, onlara masallar uydururdum. Ceviz kabuklarında avucumun içine kına yakardım, yok yok! Ceviz kabuğundan dudağıma boya yapardım, taştan kına yapardım avcuma.

Sincaplar ceviz çalınca onlara kızmazdık, onlar da paylarını alıyor derdi teyzem. Ağaç bizim değildi, toprak bizim değil, su da bizim değildi. Suyu ateşe dökemeyiz biz, suya eziyet olur bu. Biz eziyet etmeyi hiç sevmeyiz. Ne eziyet ettiririz ne de eziyet ederiz.

Bir yerde yaşayan insanların kişiliğinin oranın doğasına göre şekillendiğini düşünürüm hep. Yükseltiler bile kesindir, yalçındır dağlarımız, kılıç kadar keskindir suyumuz. Altın varmış topraklarımızda, biliriz; ama yine de dağlarımızın karnını yardırmayız kimseye. Bizim için Toprağın üzerindeki börtü böcek, ağaç çiçek en az altın kadar değerlidir. Bu bizim erdemimizdir.

Barış diyoruz ya… Diyelim ki silahlar sustu yerlerine konuldu. Çelişkiler çatışmaya dönüşmedi, Biz ki; bir dostumuza gül verirken dikeni eline batmasın diye, kırk kez düşünürken, bu dağlara, taşlara, suya ağaçlara, sincaplara nasıl anlatacağız bu barışı? Ne diyeceğiz? Biz barıştık, affedin siz de size yapılan kötülüğü dersek, dinlerler mi sizce, nasıl affettireceğiz kendimizi? Ateşe su dökülmeyen yerlerde, ateş yakmamak gerek. Ben korkarım ateşin, suyun, doğanın gazabından.

AYSEL KILIÇ

Munzur’da Yanan Sadece Ağaçlar Değil: Doğayla Barışamayanların Hikayesi

Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı : Aysel Kılıç, “Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı” adlı yazısında bizleri, doğanın sadece bir kaynak değil, “canı acıyan” bir varlık olarak kabul edildiği kutsal bir coğrafyaya götürüyor. Yazar, “Ateşe su dökülmez, suyun canı yanar” diyerek başladığı satırlarda, Munzur coğrafyasının kadim inançlarıyla modern dünyanın yıkıcı hırsı arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.

Bu metin, ağaçların kesilmesini veya ormanların yakılmasını sadece ekolojik bir felaket olarak değil, bir inanç ve vicdan sorunu olarak ele alıyor. Yazar, sincaplardan ceviz ağaçlarına, taşa yalvaran teyzelerden altın arayan kepçelere uzanan bir yelpazede, “Barış” kavramını sorguluyor. İnsan kendi arasında barışsa bile, küstürdüğü doğayla nasıl helalleşecek? Aşağıdaki satırlarda, Munzur Dağları’nın sessiz çığlığını ve toprağa duyulan o naif saygıyı iliklerinizde hissedeceksiniz.

Okumak isteyebilirsiniz: Munzur Dağlarında Gülabioğulları – İbrahim Sevindik

3 yorum

  1. Reşat Ünver 30 Ocak 2026

    Sevgili Aysel hanım, sizin bu güzel öykünüzü okuyunca hemen doğunun kutsal doğa töresi akla geliyor. Gerçekten de çok mantıklı bir öykü. Ellerinize, kaleminize ve duygularınıza sağlık değerli hocam. Sağolun varolun. Vesselam.

  2. Deniz ŞENYURT 28 Ocak 2026

    Sevgili Aysel abla, bir yörenin töresi bu kadar mı güzel anlatılır yaa inanın resmen insanı cezbediyor. Ama bu güzel öykünüzü okuyunca Dersim töresinden İslam’dan çok öncelere dayanan Şaman ve Zerdüşt’ten kalma çok derin izler de hemen görülüyor. Bu da Dersimlilerin Doğaya karşı ne kadar saygı ve sevgi beslediklerini gösteriyor. Bu güzel öykünüzden dolayı sizi yürekten kutlarım değerli Aysel hanım. VESSELAM…

  3. ERTAN YAZICI 27 Ocak 2026

    Sayın Aysel Hanım, bu Munzur Dağları ile ilgili güzel öykünüzü çok büyük bir beğeniyle okudum. Bence sizin Munzur Dağlarındaki törenizin yüzde doksanı hep doğa inancıdır. Emeğinize ve duygularınıza sağlık.

Yorum bırak