İndir

Aziz’im Şiiri – İbrahim Sevindik

Bugün sizinle edebiyatın o hem hüzünlü hem de sarsıcı limanlarına doğru bir yolculuk yapacağız. Masanda çayın veya kahven hazırsa, İbrahim Sevindik’in kaleminden çıkan ve insanın ruhunu adeta bir kamçı gibi döven Aziz’im Şiiri üzerine konuşalım diyorum. Bazı eserler vardır, sadece okunmaz; o anın içinde yaşatır seni. Bu şiir de tam olarak öyle! Kendini bir anda o sarp kayalıkların arasında, nefes nefese bir kaçışın tam ortasında buluveriyorsun. Aziz’in çaresizliği, törenin ağırlığı ve o bitmek bilmeyen tükeniş öyküsü… Hazırsan bu derin hikayenin perdelerini birlikte aralayalım.

Aslında bu şiirde Anadolu’nun o meşhur sarp coğrafyasıyla insanın çaresizliği öyle bir harmanlanmış ki, okurken insanın “Dur, gitme!” diye haykırası geliyor. Peki, sence de bazen coğrafya gerçekten insanın kaderi olmuyor mu? Gelin, önce bu sarsıcı eseri bir okuyalım, sonra satır aralarındaki o amansız kovalamacaya beraber bakalım.

AZİZ’İM

Yıkandın, dinlendin, içtin suyunu
Terk eyle vadiyi kaç Aziz’im
Bak güneş batıyor topla yükünü
Karanlıkta kaçmak güç Aziz’im

Maya mı katılır eldeki göle
Arada husumet var ise hele
Namusu kurtardın töreye göre
Yasalara göre suç Aziz’im

Tükettin karları teptin ayazı
Direndin ecele getirdin yazı
Sonrası ölüm yok Kemah Boğazı
Brastik’ten öteye geç Aziz’im

Gecelerin uzun, düşlerin yarım
Saç sakal karışmış perişan durum
Arkada jandarma, önde uçurum
Yol burda tükendi seç Aziz’im

Bulutlar çekildi, yıldızlar küstü
Ay, güneş devrildi vadiye düştü
Sinekler, böcekler kana üşüştü
Susmak yakışmıyor ses Aziz’im

İBRAHİM SEVİNDİK

Aziz’im Şiiri – İncelemesi

Şiir, bizi hemen olayın en hararetli yerinde karşılıyor. Bir hazırlık, kısa bir soluklanma var ama bu kesinlikle huzurlu bir mola değil. Şair, “Terk eyle vadiyi kaç” diyerek tehlikenin Aziz’in ensesinde olduğunu bize hissettiriyor. Belli ki Aziz büyük bir derdin içinde, muhtemelen bir “namus davası” yüzünden kaçıyor. İşin ilginç yanı, şairin şu tespiti insanın canını fena yakıyor: “Namusu kurtardın töreye göre / Yasalara göre suç Aziz’im.”

İşte Anadolu’nun o kanayan yarası tam burada karşımıza çıkıyor. Bir yanda yüzyıllardır süregelen töre baskısı, diğer yanda ise modern dünyanın yasaları… Aziz bu iki devin arasında un ufak olmuş. Töreye uyup tetiği çekmiş belki ama şimdi yasaların soğuk nefesini ensesinde duyuyor. Biz bu dizelerde toplumun bireye yüklediği o kapkara yükü iliklerimize kadar hissediyoruz. Yani bu durum, İbrahim Sevindik’in bir diğer etkileyici eseri olan Kemal’im Şiiri tadında bir derinlik sunuyor bize.

Coğrafya Kaderdir: Kemah Boğazı Ve Uçurum

Şiirin en çarpıcı yanlarından biri de mekan kullanımı. Olayın geçtiği yer o kadar net ki, sanki elimizle koymuş gibi bulabiliriz. Kemah Boğazı… Erzincan’ın o geçit vermez, sarp vadileri Aziz’e hem kucak açıyor hem de mezar oluyor. Şair, “Brastik’ten öteye geç” diyerek Aziz’e aslında bir umut ışığı yakıyor. Sanki o köprüyü, o nehri geçerse özgürlüğe kanat çırpacak.

Fakat dördüncü kıtada o sinematografik sahneyle göz göze geliyoruz. “Arkada jandarma, önde uçurum / Yol burda tükendi seç Aziz’im.” İnanılmaz! Bu sahneyi bir film karesi gibi gözünde canlandırabiliyor musun? Saç sakal birbirine karışmış, yorgunluktan bitap düşmüş bir adam… Bir taraf devletin gücü, diğer taraf dipsiz bir boşluk. Seçim şansı kalmamış bir insanın o son bakışını görüyoruz burada. Teslimiyet mi, yoksa sonsuzluk mu? Şair kararı kahramana bırakıyor ama aslında hepimiz o yolun sonuna geldiğimizi anlıyoruz.

Ve Hazin Son: Doğanın Şahitliği

Şiirin finali ise tam bir ağıt havasında bitiyor. Artık kaçış bitmiş, o gürültülü silah sesleri susmuş. Bulutlar çekiliyor, yıldızlar bile bu acıya küsüyor. Doğa, bu trajediyi sessizce ama vakur bir şekilde izliyor. “Sinekler, böcekler kana üşüştü” dizesi, ölümün o buz gibi gerçeğini yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Aziz artık suskun. O amansız kovalamaca yerini ebedi bir sessizliğe bırakmış.

Biliyor musun, yıllar önce Erzincan Kemah yolundan trenle geçerken o devasa kayalıkları, Fırat’ın o hırçın akışını hayranlıkla izlemiştim. İnsan o dağlara bakınca kendini küçücük bir kum tanesi gibi hissediyor. Bu şiiri ilk okuduğumda, o tren camından gördüğüm vahşi coğrafya hemen gözümün önüne geldi. Aziz’in o kayalıklardaki sıkışmışlığını bizzat yüreğimde duydum. Sanki o uçurumun kenarında esen rüzgar benim de yüzümü yalayıp geçti. İbrahim Sevindik sadece bir olay anlatmamış, o coğrafyanın ruhunu kağıda dökmüş.

Aziz’im Şiiri Neden Bu Kadar Etkileyici?

İbrahim Sevindik, o kadar yalın bir dil kullanmış ki, en karmaşık insani durumları bile bir çırpıda anlatmayı başarıyor. Hiç öyle süslü püslü kelimelerin arkasına saklanmıyor. Durumu olduğu gibi, bir fotoğraf netliğinde önümüze koyuyor.

  • Ritim: Şiirdeki hece ölçüsü, adeta bir atın dörtnala koşuşu gibi ritmik. Bu da bize o kaçışın temposunu ve heyecanını veriyor.
  • Gerçekçilik: “Saç sakal karışmış perişan durum” gibi betimlemeler Aziz’i sadece bir kağıt parçası olmaktan çıkarıp kanlı canlı bir insana dönüştürüyor.
  • Çatışma: İnsanın en temel açmazı olan “hayatta kalma içgüdüsü” ile “vazgeçiş” arasındaki o incecik ipte yürütüyor bizi.

Hatta eğer sen de böyle vatan, millet veya bireysel trajedileri işleyen güçlü eserlerden hoşlanıyorsan, sitemizdeki MUSTAFA KEMAL GİBİ DÜŞÜNMEK başlıklı yazıya da bir bakmalısın. Aziz’in hikayesi belki o uçurumda son buldu ama İbrahim Sevindik’in mısraları o vadilerde sonsuza dek yankılanmaya devam edecek.

ANADOLU ŞAİRLERİ ANTOLOJİSİ

Yorumları Göster

  • Sevgili üstadım, Çin mitolojisinde yüksek bir kayanın üzerinde tasvir edilen kartal tek başına savaşan bir kahramanı simgeliyor. Bu Aziz Ağa'ya yazdığın Aziz'im şiirinin üstündeki kartal da tam o gerçeği yansıtıyor. Gerçekten de tam Aziz Ağa'ya yakışmış. Ellerine sağlık çok teşekkürler.

  • Sevgili İbrahim Bey, Aziz Ağa'nın kendi kanını taşıyan torunundan böyle güzel bir şiirle anılması onun heykelinin dikilmesinden dâha çok değerlidir. Çünkü bu şiir yıllarca dilden dile dolaşarak her okunuşta o kahramanı yeniden canlandırıyor. Aziz Ağa şimdi çıkıp gelse bu şiiri senin ağzından dinlese çok duygulanır ve aynen şöyle derdi "İşte benim şanımı yaşatan şiir budur." Gerçekten de senin bu "Aziz’im" şiirin dünyanın her yerindeki tüm köylülerinizin kalbinde Aziz Ağa’yı tam yaşatıyor. Aziz Ağa gibi bir halk kahramanı için torununun içinden geçen o samimi "Aziz'im" duygusu aynı bir destan gibi çok gurur vericidir. Helal olsun sana yüreğine sağlık değerli hemşehrim. Saygılar.👍🏻

  • Sayın İbrahim Sevindik, Büyük dedesi Efsane Kahraman Aziz Ağa'nın hayatını araştırırken şiire ilgi duymaya başlamış. İşte Sevgili İbrahim Bey'in Türk Edebiyatındaki o güçlü kalemi onun çok köklü bir aileden geldiğini hemen gösteriyor. SON SÖZ: "Aziz Ağa o ailenin köküdür. İbrahim Sevindik te o kökün göğe uzanan en güçlü dalıdır."👍🏻

  • Sevgili İbrahim Sevindik'in, bu "Aziz'im" Şiirinde geçen "Sonrası ölüm yok Kemah Boğazı Brastik'ten öteye geç Aziz'im" ifadesi, sadece Aziz Ağa'nın bir yer değiştirmesi değildir. Aslında Sevgili Şairimiz, o akıcı cümleyle Aziz Ağa'yı o yörenin en büyük kahramanı olmaya gittiğini söylüyor. İşte bu "Brastik'ten öteye geç Aziz'im" demesi, Aziz Ağa'nın adının yıllarca o dağlarda yankılanmasıdır. Gerçekten de Değerli Şairimiz bu dizelerle Aziz Ağa'nın o coğrafyanın en büyük halk kahramanı olduğınu çok net bir şekilde anlatmış. Ellerine ve kalemine sağlık. Tebrikler.

  • Sevgili İbrahim kardeşim, yıllarca o Munzur Dağlarında hep çakalları titreterek yaşayan Aziz Ağa'yı anlatan bu güzel şiirin için seni candan tebrik ederim. Ağzına ve yüreğine sağlık değerli üstadım. Çok teşekkürler. İsviçreli Çiftçi Kemal.

  • Sevgili İbrahim Abi sen, Aziz Ağa’nın kanını taşıyan ve onun adını yaşatan en büyük gururumuzsun. Senin Aziz Ağa'ya yazdığın bu “Aziz’im” Şiiri, o yöredeki tüm çakallara karşı Aziz Ağa’nın hala yaşadığını gösteren en büyük cevaptır! Sen bugün o “Gülabioğulları” denen “Ulu Çınarın” en güçlü dalısın. İçindeki Aziz Ağa kanıyla yazdığın o güzel şiir, sadece bir vefa borcu değil aynı zamanda Aziz Ağa’nın gerçek mirasçısı olduğunun da tam kanıtıdır. Ellerine ve yüreğine sağlık benim değerli şair abim. Almanya’dan selamlar.❤️👍🏻

  • Sayın Sevindik bu "Aziz'im" şiirini okuyunca hemen "Tatlı Biber Diyarım" filmindeki "Aziz Ağa" aklıma geldi. Bu zamana kadar Doğu kültürünü anlatan en güzel sinema filmdiydi. Bu filmde o bölgenin kanunu Aziz Ağa isimli bir şahsiyetti. Çok zevkle izlemiştim. Bu güzel şiiriniz için çok teşekkürler yüreğinize sağlık.

  • Sevgili Şairim, yiğit bir adama yapılacak en büyük iyilik onun adına çok güzel bir şiir yazmaktır. Sen, Aziz Ağa'ya yazdığın bu güzel şiirinle onu çok muhteşem bir şekilde gerçekleştirmişsin. Ellerine,, yüreğine ve o güçlü kalemine sağlık. Trabzon'dan selamlar.👍🏻

  • Sevgili üstadım, Aziz Ağa'yı anlatan bu Aziz'im şiirin gerçekten çok güzel olmuş. Aziz Ağa'nın yaşadığı o zorlu hayatını tam beş kıtayla çok mükemmel anlatmışsın. Onun o yöredeki mücadelesini de aynı bir destan gibi çok muhteşem bir şekilde şiire yansıtmışsın. Gerçekten de yetenek ve anlatım bakımından çok harika bir şiir. Ellerine, ve yüreğine sağlık. Tebrikler.

  • Sevgili Şairimiz İbrahim Sevindik, Brastikli Aziz Ağa’nın o asil kanını hem biyolojik hem de kültürel olarak tam anlamıyla damarlarında taşıyan gerçek kişidir. İbrahim Sevindik, Aziz Ağa’ya; “Hem (Erkek yeğen Halil) tarafından hem de (Kız torun Sırma) tarafından tam iki koldan bağlanıyor.” Bu, aile soyağacında görülen en güçlü kan bağıdır. İbrahim Sevindik’in Aziz Ağa için; “Aziz Ağa benim öz dedemdir. Ben de Aziz Ağa’nın öz torunuyum. Çünkü hem büyük dedemin amcasıdır hem de büyük nenemin dedesidir” demesi, onun Aziz Ağa’nın tam doğrudan gerçek kanı olduğunu gösteriyor. Evet gerçekten de Aziz Ağa’nın o kutlu kanı, hiçbir yere bulaşmadan direkt onun canından İbrahim Sevindik’e ulaşmıştır. İbrahim Sevindik sadece Aziz Ağa’nın torunu değil aynı zamanda da onun o şanlı geçmişinin günümüzdeki en güçlü temsilcisidir. Onun yazdığı “Aziz’im” Şiiri de o derin kan bağına gösterdiği tam gerçek vefanın en büyük belgesidir. Onun için onunla her zaman çok gurur duyması tam hakkıdır. Saygılarımla selamlar.👍🏻